Sayfalar

Bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2013 Pazartesi

Samsung'dan daha yetenekli

Türkiye Süper Ligi'nden sonra en yakından takip ettiğim lig şüphesiz Bundesliga'dır. 90'ların sonunda Premier League'den aldığım keyfi alabiliyorum Bundesliga'da. Son iki sezondur bu ligde takip ettiğim çok sayıda futbolcu var bunları yavaş yavaş tanıtacam. Şu anda ünlü olan ve olmayan bir çok futbolcuyu anlatacağım. Bunlara Götze ile başlamıştım aslında. Şimdi sıra çok da ünlü olmayı başarmamış bir futbolcuyla devam ediyorum bu yazılarıma. Son Heung-min. 

Son Heung-min 1992 Güney Kore doğumlu bir futbolcu. 2008 yılında yani 16 yaşındayken liseyi bıraktı ve Hamburg'un altyapısına katıldı. 2010 yılında da ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı. 

Son Heung-min'in en çok dikkat çeken özelliği şüphesiz ki enerjisi ve sürati. Her iki ayağını da çok iyi kullanıyor ve topla birlikte de topsuz da inanılmaz hızlı. Üstelik maç boyunca 2-3 depar atıp bitmiyor. Maç sonundaki duraklama dakikalarında bile rakip defans yorgunluktan sürünürken maçın başında attığı deparları atabiliyor.

Uzaktan her iki ayağıyla da çok iyi şut atabiliyor. Pasları da oldukça etkili. Yalnız çizgiye inip orta yapma alışkanlığı yok. Genelde çizgiden sadece ceza sahası hizasına kadar ilerliyor sonra içeri kaleye doğru dönüyor. Eğer çizgiye inip orta yapma alışkanlığını da kazanırsa daha da etkili olacaktır.

Top tekniği kadar son vuruşları da etkili. Genelde tek vuruşla gol buluyor. Önüne atılan toplara kşarak çeşitli vuruşlar yapabiliyor. Ligimizde çoğu forvetin rastgele vuruş yaptığı pozisyonlarda aşırtma vuruştan kalecinin yanına topu çekip boş kaleye bırakmaya kadar geniş bir repertuarı var.

Her iki kanatta, forvet arkasında ve forvette oynayabiliyor. Orta sahanın ortasında da oynadığı oldu.

1.84 boyunda ve hava toplarında da orta halli bir oyuncu. Biraz güçlenirse 2-3 yıl içinde muhtemelen çok büyük bir transfere imza atacaktır.

10 Şubat 2013 Pazar

Bundesliga'da 21. Hafta

Bundesliga'da 21. hafta çok ilginç bir maçla başladı. Avrupa Kupalarına katılma yolunda mücadele veren Hamburg son 4 haftayı 4 galibiyetle kapatan son iki sezonun şampiyonu Borussia Dortmund'a konuk oldu. Herkes kendi evinde Borussia Dortmund'dan seriyi 5 maça çıkarmasını beklerken Hamburg maçı güzel bir oyunla 4-1 kazandı.

Deplasmanda şaşırtan bir başka takım da Werder Bremen'di.  25 puanlı iki ekip Stuttgart'ta karşı karşıya geldi. Üst sıralara çıkmak için önemli bir maçtı Stuttgart için ama Stuttgart kendi sahasında Werder Bremen'e 4-1 yenildiler.

Şampiyonlar Ligi iddiasını sürdürmek isteyen Leverkusen deplasmanda Mönchengladbach karşısında aldığı beraberlik ile yetindi. Borussia Mönchengladbach önemli bir deplasmandır, bu nedenle Leverkusen için çok üzücü bir sonuç olmadı.

Haftanın maçında Allianz Arena'da Bayern München ile Schalke 04 karşı karşıya geldi. Maç 4-0lık Bayern üstünlüğü ile sona erdi. Bayern bu galibiyet ile birlikte 21. hafta itibariyle en yakın takipçisi Borussia Dortmund ile arasındaki puan farkını 15'e çıkardı.

Galaksinin Uzak Köşesindeki Yıldız

Alman futbolu son yıllarda inanılmaz yükselişte. Yetiştirdikleri üstün yetenekli futbolcularla her döneme damgasını vurmuş bir ekol aslında Alman ekolü. Katıldığı hiçbir kupada kötü bir kadrosu olmadı. Her zaman iyi jenerasyonla oynadılar. Klinsmann'lı, Möller'li, Haessler'li, Mattheus'lu, Sammer'li, Köpke'li kadro benim futbol izlemeye başladığım döneme denk geldiği için de hep gözümde ayrı bir yerde olmuştur Alman futbolu. Fakat son yıllarda futbolcu yetiştirme işini oldukça abarttıklarını düşünüyorum. Aynı mevkide 5-6 futbolcu çıkarmaya başladılar. Üst düzey forvet oyuncusu çıkaramıyorlar Klose'den sonra derken Mario Gomez gibi çok sıradan bir futbolcuyu potansiyelinin de üstüne çıkarttılar. Bayern Münih'in son 4-5 yıldaki Şampiyonlar Ligi performansı (iki tane final kaybetmiş olsalar da), Borussia Dortmund'un Bundesliga'daki patlaması ardından bu sene Şampiyonlar Ligi'nde yaptıkları dikkat çekiyordu. Milli Takım düzeyinde de Löw'le yakaladıkları istikrar gerçekten takdire değer. Bu jenerasyondan hakkında yazı yazacağım çok futbolcu olacak ama Götze ile başlamak istedim ben.

Mario Götze 1992 doğumlu bir oyun kurucu. Orta sahanın ortasında görev yapıyor. 9 yaşında Borussia Dortmund'un altyapısına giren Götze o yıldan beri de Borussia Dortmund'un formasını giyiyor. Götze genç yaşına rağmen saha içinde sorumluluk alabilen bir oyuncu. Her zaman topların kendinde toplanmasından rahatsızlık duymuyor. Hem attığı paslarla hem de topla birlikte hızlı deparlarıyla takımını pozisyona sokmakta hiç zorlanmıyor. Hızlı bir oyuncu olduğu için zaman zaman kanatta da görev yapıyor ama en verimli olduğu yer göbek.

Harika bir oyun okuma yeteneği var Götze'nin. Arapasları ve kanat ortalarıyla çok fazla tehlike yaratabilecek bir oyuncu. Bilekleri çok yumuşak. Hem koşarken hem de dururken bu yumuşak bilekleri sayesinde çok rahat adam geçebiliyor.

Gelelim zayıf yanlarına. Bence Götze'nin en zayıf yönü sol ayağı. Sağ ayağı ile çok iyi pas atabilen şut çekebilen bu adam sol ayağını kullanamıyor. Bu onun en iyiler seviyesine ulaşmasının önündeki en büyük engel gibi duruyor. Bunun yanında fiziğini de geliştirmeli. Bundesliga'da çok büyük bir yıldız olan Mesut La Liga'da oynarken fiziğini oldukça geliştirmek durumunda kalmıştı ki La Liga sertliği ile bilinen bir lig değildir. Eğer Götze İngiltere'de ya da Barcelona ya da Real Madrid gibi takımlarda oynamak istiyorsa fiziğini geliştirmeli.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Bundesliga'da 20. Hafta

Almanya'da Bayern München fırtınası dinmek bilmiyor. Bu hafta kendi evinde Mainz 05 ile karşılaşan Bayern München rakibini zorlanmadan 3-0 ile geçmeyi başardı. Bu galibiyetle puanını 51'e yükselten Bayern München en yakın takipçisi ile arasındaki puan farkını da 12'ye çıkararak ligin zirvesinde iyiden iyiye tek başına kaldı.

Haftanın sonucu en çok merak edilen maçında ise Borussia Dortmund deplasmanda lig ikincisi Bayer Leverkusen'i yendi ve ligde ikinciliği ele geçirdi. Uzun süredir takip listemde bulunan Robert Lewandowski 2-2 giden maçta Borussia Dortmund'un 3. golünü kaydederek takımının galibiyetinde önemli bir rol oynadı. Bu sezon bütün dikkatini Şampiyonlar Ligi'ne çevirmiş gibi görünen Borussia Dortmund için ligde ikinci sıraya yükselmek oldukça cesaret verici. Aradaki puan farkı 12 de olsa biliyoruz ki Borussia Dortmund bu farkı kapatamayacak bir takım değil. 2 yıl boyunca ligi domine eden Borussia Dortmund bir mucizeye daha imza atabilir mi bunu bekleyip görmek lazım.