Sırf Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sırf Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2013 Cuma
Roberto Mancini'nin Futbol Sistemi
Roberto Mancini Galatasaray'ın yeni teknik direktörü oldu. Herkesin aklında kim bu Mancini sorusu var. Daha gelmeden başarısız olacağını ilan edenler, takımı ıçuracağını söyleyenler oldu. Kariyerinin çok kötü olduğu, Manchester City ile şampiyonlar liginde çok kötü olduğu söylendi. Fakat artık bir gerçek var ki Mancini Galatasaray'ın başında. Lucescu'ya hayranlığını her fırsatta dile getirenler bile Mancini'nin "sıkıcı" bir sistem ile Galatasaray'a yakışmayacağını iddia eder oldu. Fakat aslında Mancini'nin yaptığı şeyler Lucescu'nun sisteminin modernleştirilmiş haliydi. Üstelik İngiltere Liginde ligin en çok gol atan ve en az gol yiyen takımı olarak şampiyon oldu bu sistem. Peki bu 4-2-3-1 şeklinde dizilen bu sistem nasıl işliyor ? Sistemi defans oyununda ve hücum oyununda olmak üzere iki farklı aşamada inceleyeceğiz. Öncelikle defans oyunu:
Top rakipteyken Mancini'nin takımının görüntüsü aşağı yukarı böyle. Forvet oyuncusu rakip defans oyuncularına baskı peşinde. Orta sahanın 3lü olan kısmı rakip orta sahayı ilk karşılayan kısım. Arkalarında iki defansif orta sahanın görevi ise bu baskıdan kaçan hücumcu orta sahaları durdurmak ve geriye kaçıp top almaya çalışan forvet oyuncularına baskı yapmak. Bu kurgu sayesinde takımın stoperleri doğrudan rakip orta sahayla birebire kalmıyor ve yükü hafifliyor. Oysa Fatih Terim'in sisteminde orta saha ile defans arasında ciddi bir boşluk oluyordu, süratli oyuncuları olan anadolu takımları kendi sahasından attıkları tek pasla Muslere ile karşı karşıya kalabiliyorlardı. Fatih Terim'in sisteminde orta saha çok çabuk geçildiği ve defans oyuncuları çok önde oynadığı için stoperlerin çok hızlı olma zorunluluğu vardı. Dany sırf bu yüzden oynatılıyordu. Juventus maçıyla birlikte artık defans oyuncularının deparlarına ihtiyaç kalamdı. Dolayısıyla Dany yerine Chedjou oynayabiliyor artık. Artık stoperlerin kesici özelliği daha önemli. Burada tabii önemli olan bir noktada orta sahadaki ileri 3lünün savunmaya yapacağı katkı. Bunun için çok koşan kanat oyuncularına ihtiyaç var. Juventus maçında gördük ki Amrabat bu işi beceremeycek ve Riera hazır değil. Daha önceden Engin'in defansı iyi yapamadığını, Burak Yılmaz'ın kanatta oynayınca savunmaya yardım yapmadığını biliyoruz. Dolayısıyla bu nedenle sağ açığa Umut Bulut monte edilebilir. Tabii ki sisteme göre oyununu değiştirmesi lazım. Umut'un burada başarılı olabileceğini düşünmemin diğer sebebini de hücum kısmında açıklayacağım. Burada amaç orta sahayo kalabalık tutup rakip atağı olgunlaştıramadan topu kapmak. Zaten süratli kanat oyuncularına da bu yüzden ihtiyaç var. Bu süratli kanat oyuncuları kapılan topla anında kontra atakla tehlike yaratabilmeliler. Bruma'nın takiktik anlamında öğreneceği çok şey var. Bunları öğrenmesinin uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.
Gelelim Hücum Oyununa:
Hücumda ise Fatih Terim'in siteminden en büyük farklılık bek oyuncularında. Artık bek oyuncularının bu sistemde sıfıra inip orta yapma gibi görevleri yok. Bu görevler yüzünden Hakan Balta her zaman Riera'nın arkasında kalıyordu. Roberto Mancini'nin sistemiyle birlikte Hakan Balta'nın performansının da artacağını düşünüyorum. Defansif orta saha oyuncuları kısa paslarla oyunu rahatlatabilmeli. Çünkü önlerindeki hücumcu orta saha rakipten baskı yiyip etkisiz hale getirilebilir. Bu durumda oyunu kanatlara açacak olan kişiler bunlar. Yeri geldiğinde uzaktan şut deneyebilmeliler. Kanat oyuncularından beklenen orta yapabilecek pozisyon yaratmaları (İngiltere'de bunu kullanmamıştı pek) ya da hızlı paslarla forvet oyuncusunu pozisyona sokma ya da 2'ye 1'le kendisi ceza sahasına girebilme. Burda bir diğer nokta da kanat oyuncularının asıl etkinliğinin kontra atak sırasında ortaya çıkması. Süratli kanat oyuncuları topu rakip yarı sahaya taşıyıp tehlike yaratabilirler. Aynı şekilde uzun topla kontra atağa çıkılırken de forvet oyuncusuna yaklaşıp uzun topta tehlike yaratabilirler. Bruma'nın Galatasaray'da bu nedenle geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum. Hem gücuma hızlı çıkabiliyor hem de gole yakın. Fakat şu ana kadar izlediğimiz kadarıyla son vuruşlarını geliştirmesi gerekiyor.
Sistemin Galatasaray'da iki tane büyük sorunu olduğunu söyleyebilirim. Bir tane de ufak sorun. İlk büyük sorun sağ bek sorunu. Emmanuel Eboue Fatih Terim'in hücumcu beklere ihtiyaç duyan sisteminin değişilmez ismiydi. Bu nedenle de sol bekte Riera HaKan Balta'dan daha iyi oynuyordu. Hücum aksiyonlarını iyi yapıyordu. Şimdi ise beklerin yeni sistemde hücum görevleri hafifletildi. Bu durumda savunması daha sağlam olan bir sağ beke ihtiyaç duyulabilir. Bu sebeple bu bölgede Hamit Altıntop ve Sabri Eboue'den daha sık oynayabilir bu yabancı kontenjanının kullanılması açısından da fayda sağlayacaktır.
İkinci büyük sorun ise Selçuk-Sneijder sorunu. Fatih Terim'in sisteminde Sneijder geldikten sonra Selçuk'a bir yer arama çabası başlamıştı. Defansın önünde oynadı sol içte oynadı. Ama eski günlerinden uzak kaldı. Şimdi Sneijder'in Selçuk'dan aldığı oyun kurma ve atakları yönlendirme görevinde başarısız olduğunu görüyoruz. Selçuk bu nedenle eğer Sneijder bu formsuzluğu ile devam ederse hücumcu orta saha olarak kullanılabilir. Selçuk yerine de Yekta Kurtuluş, Ceyhun Gülselam, Hamit Altıntop üçlüsünden biri geçebilir.
Ufak problem ise sağ açık. Engin Baytar, Amrabat, Aydın Yılmaz, Bruma gibi kanat adamları içinden bu sisteme en uygunu Bruma. Fakat şu anki görüntüsü itibariyle Engin Baytar'ın bu sistemde verimli olması zor (eski günlerine döner kilo verir, çalışırsa orası ayrı). Aydın Yılmaz ve Amrabat ise hiçbir zaman Galatasaray seviyesinde oynamadıkları için sorun yaratıyorlar. Bu durumda sağ açık konusunda devre arasında olası bir transfer gelebilir. Ya da Bruma sağ açık oynarsa sol açıkta Riera toparlanamazsa sol açığa transfer gelebilir.
19 Eylül 2013 Perşembe
Fatih Terim'in futbol sistemi
bu sistemde dizilişler farklı olabiliyor. 4-4-2, 4-3-3 gibi. hatta 4-4-2 ve 4-4-3'ün inanılmaz sayıda varyasyonu olabiliyor ama bunlar mühim değil. felsefesi aynı hep.
olayın tek cümlelik özeti: "en iyi savunma hücum yapmaktır"
şimdi geriden başlayarak mevkileri inceleyelim.
bekler hücumcu bek olacak. ileriye top taşıyacaklar önlerinde de süratli enerjik kanat oyuncuları olacak. uefa kupası döneminde capone çok buna uymasa da (zaman zaman ümit davala orada oynadığında bu işi iyi yapardı ama çok fazla orada oynamıyordu) bek olarak görev yapan ergün ve hakan ünsal bu iş için idealdi. şimdiki beklerden eboue ve riera bu iş için ideal. ama solda hakan balta kesinlikle bu sisteme uygun değil.
savunmanın ortasındakiler çok süratli atletik adamlar olmasa bile pozisyon bilgisi iyi, oyunu orta saha oyuncularına taşıma, kanada açma, oyunun yönünü değiştirme kararlarını iyi verebilecek bir oyuncu ve onun yanında korkusuz, ota boka atlayacak, rakibiyle mücadelenin bokunu çıkaracak ikilidir. popescu top yapan adam, bülent korkmaz ise takımın cengaveriydi. şimdiki stoperlerden semih kaya bülent korkmaz'ın görevini yapabilecek biri olur gibi duruyor ama popescu'nun yerine adam yok. yani orada dany top dağıtmaya çalışıyor ama imkansız. dolayısıyla savunmada sıçışlar böyle başlıyor. gökhan zan yine nispeten biraz daha iyi dany'den.
orta sahanın ortasında bir tane rakibe çok iyi basan futbolcu mutlaka olacak. bu adamın asıl görevi rakip ataklarını durdurmak olsa da defanstan zaman zaman top alıp oyun kurucu kilitlendiğinde oyunu açma yeteneği de olmalı. bu işi zamanında suat kaya ya da emre belözoğlu yapardı, şimdi felipe melo'nun görevi bu. 4-3-3 için orta sahanın ortasında ya bu adamdan bir tane daha bulunur (yekta kurtuluş) ya da az sonra yazacağım türden bir adam daha.
orta sahanın ortasında diğer adamın işi oyun kurmak. çok top sürmesine, çalımlar atmasına gerek yok. adamın işi pas dağıtmak, kanada yaymak, uzun top kısa top yapmak, şimdi selçuk bu görevi üstleniyor. eğer orta sahada bu tarz biri daha olsun istenirse engin baytar ya da sneijder (kanatta oynamadığı zaman) kullanılıyor. tahmin edersiniz ki eskiden bu işi hagi yapardı.
sağ ve sol açık genelde çok koşan adamlar olmalı. çünkü bu adamlar top rakip defanstayken forvetlerin presine destek olacaklar. top kendi yarı sahasında rakipteyken de beklerine destek olacaklar. top kendi takımındayken görevleri zaten klasik kanat görevleri. ters ayaklı kanat olarak oynarlarsa içe çekip orta yapmak veya şut çekmek, ters ayaklı değillerse kanattan yardırıp orta yapmak. bu işi okan, hasan şaş, ergün penbe, ümit davala gibi adamlar çok iyi yapmışlardı. şimdi ise amrabat, bruma, sneijder, engin baytar, aydın yılmaz falan var. sneijder ve engin baytar hücum presine destek verebiliyorlar. sneijder kanattan yardırma konusunda beceriksiz, amrabat takım oyunundan uzak ve ne zaman orta yapacağını ne zaman oyunu yavaşlatacağını iyi bilmiyor. çok gereksiz zamanlarda geri pas yapıp takımın temposunu düşürdüğü oluyor. arada bir tabii ki çok iyi işler de yapıyor ama genel olarak bu sisteme uymuyor. fakat burak yedek kalmasın diye zaman zaman bu görevle sağda oynatıldığında bu görevlerin hiçbirini yapmıyor. hücum presi 10 pozisyondan birinde yapıyor, beklere yardım sıfır, orta yok, kanatta durmuyor orta bölgeye kayıyor.
hücumcular için zaten söylenecek bir şey yok. çift forvet olursa biri top indirecek diğeri defansın arkasına kaçacak (hakan şükür -arif erdem ve burak yılmaz - didier drogba). bu adamların en önemli görevi ise top rakip defanstayken anında baskı yapıp rakibin çıkmasını engellemek. sürekli baskı yapmaları lazım. burak yılmaz bunu yapamıyor. umut bulut ve elmander bu konuda daha etkili. elmander de gittiğine göre takımda bu işi yapabilecek en iyi adam umut ama onun da gol yeteneği burak yılmaz'ın gerisinde.
bu sistemin mantığı benim takımımda bekler bile hücuma çıkıp destek verebilsin ki rakibin sol açıkları sağ açıkları ister istemez defanslarına yardıma gelmek zorunda kalsın. ha gelmediler mi o zaman kanatlarda perişen olur rakip. real madrid karşısında riera'nın oynamasının mantığı buydu. cristiano ronaldo ya da bale ikilisinden hang,isi o kanatta oynarsa oynasın defansına yardıma mecbur bırakmaktı. riera'ya ya da hakan balta'ya doğrudan ronaldo'yu durdurma görevi verseniz durduramazsınız. imkanı yok. ama onun üzerinden atak yaparsanız etkinliğini kısıtlarsınız.
şimdi sisteminde değişiklik yapmadı fatih terim. fakat sistemdeki oyuncular kendi sistemine uygun değil. sneijder'i istememisinin nedeni buydu. sneijder kanatta olmuyor. orta sahada ise senijder'in yapabileceği iş yok. kendi sisteminde istisnalara başladı. önce sneijder için yer aradı uydurma görevler yarattı, sonra drogba burak ikilisi birlikte oynasın diye mecburi yeni görevler yarattı. ama artık sistem fatih terim'in sistemi olmaktan çıktı. her ne kadar fatih terim'i de sistemini de beğenmesem de yapılan transferler sonrası (bilmiyorum drogba ve sneijder'i gerçekten terim mi aldırdı) kendi sistemi baltalanmış oldu.
drogba ve sneijder için başka sisteme geçmek gerekiyordu ama ben fatih terim'in gittiği bir takımda başka bir sistem oynattığını hiç görmedim. onun için muhtemelen fatih terim bu sistemde ilerleyen haftalarda da ısrar edecektir. drogba'nın sisteme uyumu sorun değil de (zaten gayet verimli oynuyor) sneijder işi biraz zor gibi görünüyor. sezon başındaki çalışmalarına bakarak bu sezonun sneijder'in sezonu olabileceğini yazmıştım ama eğer sneijder için acil çözüm bulunmazsa çok yüksek verim alınamayacaktır kendisinden. 4-4-2'ye dönülerek burak yılmaz için çözüm üretmek kolay ama selçuk inan gibi bir adam varken sneijder'e çözüm bulmak zor geliyor bana.
21 Ağustos 2009 Cuma
Golü Yaratan Adamlar
Ofansif orta saha oyuncuları için golü yaratan adamlar demek sanırım yanlış olmaz. Eskilerin hep "10" numara diye tabir ettiği adamlar. Türk futboluna Gheorghe Hagi ile girmiş, Alex de Souze ile perçinlenmiş oyuncular.
Dünya'da futbol artık öyle bir hal aldı ki artık ofansif oyuncu denilince sırf hücumda etkin olan futbolcular pek kalmadı. Şu anda bu tür oyunculardan aklınıza gelenleri sayın bakalım. Eminim ki Cristiano Ronaldo, Messi ve Iniesta aklınıza ilk gelen isimler olmuştur. Iniesta zaten Xavi ile birlikte top rakipteyken oldukça iyi alan kapatan rakip orta sahayı yıldıran bir oyuncu. Cristiano Ronaldo ise oldukça iyi pres yapan ve rakip savunmayı bozan bir oyuncu. Messi ise top rakipteyken forvetle birlikte en ileride savunmayı başlatan oyuncu. Tamam belki kanat oyuncularını durduracak marke edecek özelliği yok ama yaptığı öldürücü pres yeterli savunma için.
O halde öncelikle bu tür futbolcuların sahip olması gereken özelliklerle başlayalım bu oyuncuları tanıtmaya.
Bu tür oyuncuların bazıları uzun bazıları kısa, bazıları hızlı, bazıları yavaş, bazıları uzaktan iyi şut çeker, bazıları çekemez, bazıları güçlü bazıları çelimsizdir. Ama hepsi de dünyada bu mevkinin sayılı oyuncuları olabilirler. Bunun için sahip olmaları gereken en önemli özellik, yüksek futbol zekasıdır. Iniesta'nın o mükemmel ara pasları, hatta savunma arkasına yaptığı koşular, verkaçları, oyunun yönünü değiştirmeleri hepsi yüksek futbol zekasının ürünüdür. Bu oyuncuların çoğunun top tekniklerinin ve çalım yeteneklerinin iyi olması da başka bir önemli özelliktir. Ronaldo'nun kıvrak bilek hareketleri, Messi'nin müthiş driplingleri hep bu top tekniği sayesinde olmaktadır.
Gelelim bu oyuncuların görevlerine:
Aslında en kısa kısım bu olacak sanırım. Bu futbolculardan beklenen sahayı çok iyi tarayıp uygun arkadaşını gol pozisyonuna sokmaktır. Dikkat ederseniz oyunun sonlarında takım geriye düştüğünde ya da gole ihtiyacı olduğunda hep bu oyuncular insiyatif alır. Bunun nedeni de bu oyuncuların takımın en önemli güvencesi olmasıdır. Topu en iyi kullanan oyuncular bunlardır. Galatasaray'da son dakikalarda Arda Turan'ın takım yenikken bile hiç çekinmeden top istemesi didinmesi bundandır.Chelsea - Barcelona Şampiyonlar Ligi Yarı final maçını hatırlayın. Son saniyelerde Messi Ashley Cole'un markajından kurtulamazken, o dakikaya kadar Barcelona'nın kaleyi bulan şutu yokken bütün insiyatifi ,riski üzerine alan kimdi? Xavi mi? Toure mi? Etoo mu? Hayır. Iniesta. Kaleye tek şut atmayı beceremeyn takımda uzaktan şut kullanma cesaretini hem de son dakikada ( Guardiola'nın bile inancı tükenmişti, Hiddink'in yanındaydı Guardiola hatırlarsanız) Iniesta bulmuştu. Ve aldığı o sorumluluğu da çok güzel yerine getirmişti.
Futbol izleyicilerinin en çok sevdiği ve tanıdığı futbolcular genelde bu mevkidedir. Bunun nedeni de bir futbol takımında forvet oyuncuları ile birlikte en çok ismi geçen futbolcular (gol ve asistler sayesinde) bunlardır.
Dünya'da futbol artık öyle bir hal aldı ki artık ofansif oyuncu denilince sırf hücumda etkin olan futbolcular pek kalmadı. Şu anda bu tür oyunculardan aklınıza gelenleri sayın bakalım. Eminim ki Cristiano Ronaldo, Messi ve Iniesta aklınıza ilk gelen isimler olmuştur. Iniesta zaten Xavi ile birlikte top rakipteyken oldukça iyi alan kapatan rakip orta sahayı yıldıran bir oyuncu. Cristiano Ronaldo ise oldukça iyi pres yapan ve rakip savunmayı bozan bir oyuncu. Messi ise top rakipteyken forvetle birlikte en ileride savunmayı başlatan oyuncu. Tamam belki kanat oyuncularını durduracak marke edecek özelliği yok ama yaptığı öldürücü pres yeterli savunma için.
O halde öncelikle bu tür futbolcuların sahip olması gereken özelliklerle başlayalım bu oyuncuları tanıtmaya.
Bu tür oyuncuların bazıları uzun bazıları kısa, bazıları hızlı, bazıları yavaş, bazıları uzaktan iyi şut çeker, bazıları çekemez, bazıları güçlü bazıları çelimsizdir. Ama hepsi de dünyada bu mevkinin sayılı oyuncuları olabilirler. Bunun için sahip olmaları gereken en önemli özellik, yüksek futbol zekasıdır. Iniesta'nın o mükemmel ara pasları, hatta savunma arkasına yaptığı koşular, verkaçları, oyunun yönünü değiştirmeleri hepsi yüksek futbol zekasının ürünüdür. Bu oyuncuların çoğunun top tekniklerinin ve çalım yeteneklerinin iyi olması da başka bir önemli özelliktir. Ronaldo'nun kıvrak bilek hareketleri, Messi'nin müthiş driplingleri hep bu top tekniği sayesinde olmaktadır.
Gelelim bu oyuncuların görevlerine:
Aslında en kısa kısım bu olacak sanırım. Bu futbolculardan beklenen sahayı çok iyi tarayıp uygun arkadaşını gol pozisyonuna sokmaktır. Dikkat ederseniz oyunun sonlarında takım geriye düştüğünde ya da gole ihtiyacı olduğunda hep bu oyuncular insiyatif alır. Bunun nedeni de bu oyuncuların takımın en önemli güvencesi olmasıdır. Topu en iyi kullanan oyuncular bunlardır. Galatasaray'da son dakikalarda Arda Turan'ın takım yenikken bile hiç çekinmeden top istemesi didinmesi bundandır.Chelsea - Barcelona Şampiyonlar Ligi Yarı final maçını hatırlayın. Son saniyelerde Messi Ashley Cole'un markajından kurtulamazken, o dakikaya kadar Barcelona'nın kaleyi bulan şutu yokken bütün insiyatifi ,riski üzerine alan kimdi? Xavi mi? Toure mi? Etoo mu? Hayır. Iniesta. Kaleye tek şut atmayı beceremeyn takımda uzaktan şut kullanma cesaretini hem de son dakikada ( Guardiola'nın bile inancı tükenmişti, Hiddink'in yanındaydı Guardiola hatırlarsanız) Iniesta bulmuştu. Ve aldığı o sorumluluğu da çok güzel yerine getirmişti.
Futbol izleyicilerinin en çok sevdiği ve tanıdığı futbolcular genelde bu mevkidedir. Bunun nedeni de bir futbol takımında forvet oyuncuları ile birlikte en çok ismi geçen futbolcular (gol ve asistler sayesinde) bunlardır.
26 Haziran 2009 Cuma
En İyi Defansif Orta Saha Hiç Farkedilmeyendir

Defansif orta saha futbolcusu terimi 90'lı yıllarda defansif oyunun iyice önem kazanmasıyla ortaya çıkmıştır. 94 dünya kupasında şimdi Brezilya milli takımını çalıştıran Dunga bugünkü defansif orta saha felsefesinin temellerini atmıştır. 94 Dünya Kupası'nda neden bu kadar az gol olduğuna şaşmamak lazım. Daha sonra defansif orta saha mantığını Aime Jacquet ile " Futbol Devrimi" yapan Fransa 98 Dünya Kupası'nda kendi evinde kullanmıştır. Didier Deschamps bu mevkide kariyerinin en iyi yıllarını yaşamıştır. O kupada Deschamps'ın yedeği de Emmanuel Petit idi hatırlarsanız. Hatta yanyana oynadıkları da olmuştu. Fransa'nın böylesine iyi iki ön libero (defansif orta saha) sahibi olması onların hücumcularını çok rahatlatmıştır.
Şimdi öncelikle ön libero ihtiyacı bir takımda neden doğar bunu inceleyelim. En büyük sebep orta sahada ofansif yönü çok kuvvetli olan bir futbolcuyu defansif görevlerle yormamaktır. Fransa'da Zidane'ı defansif olarak ağır bir şekilde yüklemek onun saha içi yaratıcılığını düşürecek ve Fransa hücümlarının etkinliğini azaltacakdı. Milan'da Gattuso ve Pirlo Kaka'nın kendini hücuma adamasını sağlar.Bir diğer sebep de rakip takımın ortasahasını durdurmaktır. Şimdi bunu ön liberosuz da yapabilirsiniz bunda bir sorun yok. Fakat ön libero dediğimiz kişiler defans ile orta saha arasında oynarlar. Bu nedenle rakibin hareketli orta saha oyuncularının sızmasını daha iyi engellerler.
Şimdi gelelim defansif orta saha bir başka değişle ön liberoların sahip olması gereken özelliklere:
Dünya'da iki tip ön libero vardır. Genelde Avrupalı oyuncuların dahil olduğu teknik ve oyun kuran ön libero ve de genelde Afrikalı oyuncuların dahil olduğu çok çalışan güçlü ve sadece defans yapan ön libero.
Oyun kurucu ön liberonun sahip olması gereken özellikler:
Oyun kurucu ön liberolardan fiziksel olarak herhangi bir beklenti olmaz. Uzun da olabilir kısa boylu da, güçlü kuvvetli de olabilir cılız da. Fiziksel özellikleri çok sorun değildir. Önemli olan çok koşabilmeleri, iyi bir oyun okuma becerisi ve çok yüksek pas dağıtma becerisi. Gerektiğinde çalım yapabilirler ama rakip yarıalanda. Kendi sahasında basit oynayabilen, gerektiğinde al ver paslarla takımı atağa hazırlayabilen oyuncular olmalı. Attıkları arapaslarla forvet oyuncularına pozisyon hazırlayabilmeli ve kontraatak gibi durumlarda uzun pas atabilmeliler.
Oyun kurucu Ön Liberoların Görevleri: Bu oyuncuların adından da anlaşılacağı üzere en önemli görevleri oyun kurmaktır. Milan'da Pirlo, Barcelona'da Xavi gibi. Bu oyuncular defanstan gelen ilk topu kullanmakla görevlidirler. Bu mevkinin üst düzey oyuncuları sorumluluk almaktan kaçmazlar. Barcelona yenik durumdayken bile Xavi ısrarla top isteyip oyunu dilediği gibi baskı altına girmeden yönlendirebiliyor. Bunu Chelsea'ye attıkları son dakika golünde de gördük. Bunun yanında bu oyuncular oyunun sıkıştığı alanlara giderek yine top almalıdırlar. Kanatta baskı yiyip sıkışan arkadaşlarının yanına gidip onları rahatlatmalıdır.
Daha defansif görev yapan ön liberoların sahip olması gereken özellikler:
Bu oyunculardan verim almak için genellikle bu oyuncuların yanında oyun kurucu ön libero oynatılır. Barcelona'da Yaya Toure - Xavi ikilisi, Milan'da Gattuso - Pirlo ikilisi gibi. Bu oyuncuların fiziki yapıları önemlidir. Çok koşup sürekli kendi yarı sahasında rakip futbolculara baskı yapmasının yanında girdiği ikili mücadele saysı da oldukça çoktur. Bu nedenle çok güçlü olmaları beklenir. Uzun boylu olanları da kısa boylu olanları da vardır. Uzun boylu olmaları bir avantaj gibi görünse de kısa boylu olanların da kendilerine göre avantajları vardır. Bu oyuncuların sahip olmaları gereken en önemli özellikler; çok koşabilmek, maç boyunca disiplinden kopmamak ve asla pozisyonunu kaybetmemek. Bu oyuncuların pozisyonlarını kaybetmesi demek takımın ortasahasının çok rahat geçilmesi demektir. Daha defansif görev yapan ön liberoların görevleri:
Bu oyuncuların en büyük görevi koşmaktır. Kendi yarısahasında asla durmadan rakip orta sahaya baskı yapmak böylelikle onlara düşünme fırsatı vermemektir. Bu görevi yapmak herkesin harcı değil. 90 dakikada 12 kilometre civarı koşmaktan bahsediyorum. Hatta bazı üst düzey maçlarda 14 kilometre. Tobias Linderoth İsveç Milli Takım formasıyla yapmıştı bunu. 90 dakika sonunda 14 kilometrenin üstünde koşmuştu. Bu oyuncular maç içerisinde ofansif sorumluluk almazlar ama bu onların hücuma katkıda bulunmadığı anlamına gelmez. Bu oyuncular özelliklerine göre hücumda değişik görevler alabilirler. Uzaktan iyi şut çekenleri ceza sahası dışında uygun pas ve pozisyonu beklerler ve buralardan güzel goller atarlar ( Yaya Toure) , hava hakimiyeti olanları ise kornerlerde ve benzeri duran toplarda ileri çıkıp kafayla gol denerler. Ama bu futbolcular asla ayağında top tutmazlar veya çalıma girmezler. Sahanın en basit oynayan futbolcularıdır. Bazen oyun kurucu futbolcu baskı altındayken top dolaştırmak için kısa paslar yaparak rakibi başka bölgeye çekerler ama asla çalım veya uzun top sürme beklenmez bu oyunculardan.Şimdi gelelim bu mevkide en önemli oyuncu listeme:
1) Anatoliy Tymoschuk: Hem oyun kurucu hem de defans ağırlıklı ön libero olarak oynayabilen ender futbolculardan. İnanılmaz soğukkanlı ve takımını çok iyi yönetiyor. Çok iyi pasları ve uzaktan etkili şutları var. Gelecek sezon Bayern Munih'te izleyeceğiz onu. Tek zayıf noktası hava topları.
2)Michael Essien: Belki de dünyanın en iyi ciğerlerine sahip futbolcusu. Muhteşem güçlü ve rakiple girdiği ikili mücadeleleri mutlaka bir şekilde kazanıyor. Sert savunma yapabiliyor ve bu nedenle rakip orta saha oyuncularını çok iyi püskürtüyor. Sahanın her yerine yardıma gidiyor. Chelsea'nin takım savunmasını bu kadar iyi yapabilmesinin en büyük sebebi bu oyuncu.
3)Angelo Palombo: İtalya'nın dışında çok üne sahip olmasa da İtalya Ligi'nin en cesur oyuncusu. Hatta her sene top kapma istatistiklerinde en üst sıralarda yer alıyor. Hava toplarında hakim, uzaktan müthiş şut çekiyor ve asla yorulmuyor. Defansif özellikleri çok iyi bir ön libero.
4)Mathieu Bodmer: 1.90 boyundaki bu Fransız futbolcu henüz kendisinden beklediğim patlamayı yapamamış olsa da benim gözümde yetenek bakımında hala Avrupa'nın en iyi ön liberolarından biridir. Hem hava toplarında hakim, hem güçlü hem çok koşan hem iyi pas yapan, tekniği yüksek bir futbolcu. Hem defansif hem deofansif yönleri çok kuvvetlidir. İstikrar sağlayabilse Xavi yerine piyasada onun ismi konuşuluyor olacaktı.
5) Xavi: Barcelona'nın oynadığı sistemin en büyük kozu. Hem defansif hem de ofansif görevlerini bu kadar iyi yerine getirmese Messi ve İniesta hücumda bu kadar etkin olamazlardı. Ayrıca Avrupa'nın en iyi asist yapan futbolcusudur aynı zamanda.
6)Miguel Veloso: Çok genç olduğu için listede üst sıraya yazmadım ama en fazla 2 yıl sonra listenin başına geçecektir. İnanılmaz çalışkan, çok koşan, iyi top süren bir oyuncu. Top tekniği çok yüksek ve hava toplarında hakim. Uzaktan etkili şutlar çekiyor, çok iyi pas dağıtıyor ve çok iyi savunma yapabiliyor. Tecrübe eksiğini giderdiğinde bu mevkide dünyanın en iyisi olacaktır.
7) Christian Poulsen: Danimarka futbolunun son yıllardaki en büyük oyuncusu. Çok agresif ve sürekli rakibe baskı uyguluyor. Asla yılmıyor. Çok koşan disiplinli bir futbolcu.
25 Haziran 2009 Perşembe
Modern Futbolun Önemli Silahları - "Bek Oyuncuları"

Modern futbol felsefelerinde hem hücumda hem de savunmada çok büyük bir yeri olan futbolcuların başında bekler gelir. Defansın sağında ve solunda oynayan oyuncular. Total futbolda arı gibi çalışırlar, sert savunma anlayışıyla bilinen İtalyanların ünlü futbol felsefesi " catenaccio"da da benzer bir rolleri vardır. En sert savunma sisteminden en ofansif futbol sistemine kadar bütün sistemlerde müthiş önem taşıyan oyunculardır. Sahip olmaları gereken özellik sayısı ise diğer futbolculardan daha fazladır.
Öncelikle ideal bek oyuncusunu tanımlayalım daha sonra da yapması gerekenleri.
İdeal bir bek oyuncusu süratli olmalıdır ve maç içinde uzun süre koşabilmelidir. Çünkü oyunun temposu bu futbolcuların performansı üzerinden ayarlanmalıdır. Bu futbolcular rakipten topu kapma konusunda başarılı olmalılar. Zira karşılarında süretli futbolcular oynayacaktır ve bilekleri de süratli olacaktır. Hızlı bileklere sahip futbolculara faul yapmadan müdahale etmek yetenek gerektirir. Bu nedenle rakibe müdahale yapmadan topu kapmalıdır bekler. Kayarak müdahale gibi durumlarda da rakibe faul yapmamak için bu özellikleri iyi olmalıdır. Aynı zamanda atletik bir vücut yapısına sahip olmalıdır. Zira hantal bek oyuncularının süratli kanat oyuncuları karşısında hiç şansları yoktur.
Bek oyunuları her ne kadar defansta görev alsalar da takımın ataklarına inanılmaz katkı sağlarlar. Özellikle İngiltere Premier Ligi'ni yakından takip edenler bunu çok daha iyi bilirler. Bir Manchester United ya da Chelsea maçında en çok dikkat çeken şey beklerin hücuma yaptığı müthiş katkıdır. Bekler bu hücuma iyi katkı yapabilmek için, iyi top sürebilmeli, yüksek pas yüzdesine sahip olmalı, deparları süratli olmalı, kanattan isabetli ortalar yapabilmeli, top tekniği de oldukça iyi olmalıdır. Bu özelliklerin yanında uzaktan etkili şut çekebilen bek oyuncuları Dünya çapında ün yapabilirler ve genelde üst düzey takımlarda yer bulurlar. Bu genel özelliklerin yanında bek oyuncularının hava toplarında hakim olmaları onlara ayrı bir avantaj sağlayacaktır.
Şimdi bek oyuncularının sahadaki görevlerine bakalım:
Bek oyuncularının her futbol sisteminde farklı görevleri olabilir. Biz burada birkaç ayrı futbol felsefesinde bek oyuncularının görevlerini değerlendirecez.
Catenaccio'da bek oyuncuları: Bu sistemde savunmanın ortasında 3 futbolcu oynadığı için beklerin ters kademeyle defansın ortasına sık sık gelemsi beklenmez. Bunun yerine bu sistemin bekleri güçlü ve rakibe iyi basan, kendi sahasında pres yapan, çok hücuma çıkmayan oyunculardır. Takım korner kullanırken genelde geride bırakılırlar böylece kontra atak ihtimali önlenir. Bu oyunculardan kanattan hücuma destek vermeleri beklenmez. Sadece defansif görevleri vardır.
Total Futbol'da Bek Oyuncuları: Bu sistem 4-3-3 ile oynandığı için burada bekler son derece aktiftir. Hem savunmada hem de hücumda. Savunmada gerektiğinde karşılarındaki kanat adamını kontrol ederler gerektiğinde de ters kademeye girerek defansın ortasındaki sorunları giderirler. Total futbolda bek oyuncuları son derece tekniktir. Kanattan çalımlarla ilerleyip hücuma destek verirler. Uzun pas atmak yerine ya kısa paslarla hücuma çıkarlar ya da kontraatak gibi durumlarda deparla top sürerek rakip yarı alana geçerler. Total futbolda bu oyuncular çok önemsenmektedir. Total futbolun günümüzde en çok sıkıntı çektiği nokta da kaliteli ve hem hücumu hem de savunmayı mükemmel oynayabilen bek oyuncular bulmaktır. Barcelona bu sıkıntıyı Daniel Alves ve Eric Abidal ile çözmüş gibi görünse de Abidal Alves kadar hücuma destek veremeyiyor. Bu sebeple Barcelona atakları genelde Daniel Alves'in olduğu kanattan gelişir.
Klasik 4-4-2'de bek oyuncuları:
Klasik 4-4-2 oynayan çok fazla takım yok aslında. Geçen sene Real Madrid'in deneyip başaramadığı bir sistemdi. Bu sene İspanya milli takımı bu sistemi deniyor. Her iki takımın da avantajı Sergio Ramos gibi bir beke sahip olmak. Bu sistemde de total futbolda olduğu gibi bek oyuncuları hem hücumda hem de savunmada çok etkin rol oynarlar ve takımın en çok koşan oyuncularıdır. Sergio Ramos'lu İspanya Milli Takımının bizim milli takımla yaptığı maçları hatırlayalım. Sergio Ramos hem o kanatta Arda Turan'ı etkisiz hale getirmeyi başarmıştı hem de neredeyse her hücumda takımına destek vermişti. Sergio Ramos'u diğer beklerden üstün kılan özelliklerinin de bunda payı çok. Ama soldaki Capdevilla onun kadar yetenekli olmasa da yine de takımına büyük katkı sağlamıştı. Sol kanatta rakip kanat oyuncusunu durdurdu, kendi kanadından sık sık ileri çıkıp gol tehlikesi yarattı.
Şimdi gelelim günümüzdeki en önemli bek oyuncularına.
1) Sergio Ramos: Benim gözümde Maicon ile Sergio Ramos arasında pek bir fark yok ama birini birinci seçmem gerekti ve Ramos'u seçtim. Ramos hava toplarında hakim, çok koşan, süratli, iyi pas yapabilen, uzaktan etkili şutları olan, top ekniği yüksek, defansif vasıfları çok iyi, çok atletik ve yere sağlam basan bir oyuncu. Sadece bir bek oyuncusu değil. Sahanın neredeyse her yerinde oynayabilecek nitelikteki ender oyunculardan biri.
2) Maicon: Inter'in geçen sezon kazandığı şampiyonluukta payı çok büyüktü. Maicon bir ofansif orta saha kadar top tekniği olan bir futbolcu. Aynı zamanda çok koşuyor, ve de süratli. Uzaktan attığı nefis golleri de var. Maicon da Ramos gibi sahanın her yerinde rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncu. Ramos'tan tek eksiği hava topları.
3) Juan Manuel Vargas: Perulu futbolcu Serie A'nın en kaliteli sol beklerinden biri. Müthiş bir sürati ve orta kabiliyeti var. Gilardino'nun attığı birçok golde payı büyük. Ayrıca serbest vuruşlarda da oldukça yetenekli. Juan Manuel Vargas'ı ilerideki günlerde bu blogda daha yakından tanıtacağım.
4)Radek Sirl: Çek Cumhuriyeti'nin eski günlere dönmeye çalıştığı şu dönemde en çok iş yapacak futbolcu. Zenit'le harikalar yaratıyor. Sol kanatta hücuma inanılmaz katkı sağlamasının yanında rakip kanat oyuncularını da çok güzel durduruyor. 1.80 boyuyla klasik kanat oyuncuları gibi kısa boylu değil. Zaten büyük takımların bekleri genelde kısa olmaz.
5) Jelle Van Damme: 1.94 boyuyla kule gibi bir bek oyuncusu. Çok kuvvetli ve top tekniği de oldukça iyi. Hava toplarında rakiplerine hiç şans tanımıyor. Ama çok hantal olması nedeniyle listede daha üst sıralara yerleşemiyor. Etkili ortaları ve uzaktan etkili şutlarıyla bu hantalığını kapatıyor.
6) Ashley Cole: Chelsea - Barcelona maçını izleyenler bilirler Messi'nin özellikle ikinci maçtaki çaresizliğini. Ne o seri çalımları ne de deparlarını gördük. Bunun tek sebebi Ashley Cole'un müthiş savunmasıydı. Sert savunmayı çok iyi yapan güçlü bir oyuncu. Tek eksiği diğer büyük kanat oyuncuları kadar etkili ortalar yapamıyor.
7)Patrice Evra: Manchester United'da geçen sezon Park'la birlikte en çok koşan oyuncuydu. Müthiş hırslı ve kuvvetli. Çok süratli bir şekilde ileri çıkıp pozisyon yaratabiliyor. Tek eksiği çok faullü oynaması.
8)Darijo Srna: Hırvat futbolunun günümüzdeki en üst seviyeli futbolcusu. Hem sol hem de sağ bek olarak mükemmel oynayabilen ender futbolculardan. Uzaktan etkili şutları var, sık sık hücuma destek verip etkili ortalar yapabiliyor, defans yönü de oldukça etkili. Tek eksiği kuvveti. Omuz omuza mücadelelerde çabuk yıkılabiliyor yere.
9) Marcell Jansen: Almanların son model tankı. 1.90 boyuyla o mevkide ender bulunur bir boy avantajına sahip. Bu boyu sayesinde hava toplarında çok etkili. Ayrıca omuz omuza mücadelelerde de rakiplerine hiç şans tanımıyor. Kayarak müdahalelerde çok başarılı. İleri çıkışlarda da tehlike yaratıyor ve etkli orta yapabiliyor. Tek eksiği sürati. Bu boyla bir de süratli bir futbolcu olsa sanırım listenin en başına geçerdi.
10)Rafinha: Schalke'nin her şeyi. Oynadığı kanadı çok etkili kullanabilen yorulmak bilmeyen bir futbolcu. Gerektiğinde çalımlarla gerektiğinde kısa ve uzun paslarla hücuma katkı sağlıyor. Çok süratli ve top tekniği de çok iyi. Tek eksiği defansif yönü. Her nekadar zamanlama, yer tutma ve müdahalelerde başarılı olsa da çok güçsüz ve Cristiano Ronaldo, Ronaldinho ve benzeri futbolcular karşısında hiç şansı yok. Omuz omuza mücadeleleri çok kolay kaybediyor. Bu nedenle ancak 10. sırada yer alıyor.
Bizim yerli futbolculara bakacak olursak:
Gökhan Gönül: Sağ bek olarak Türkiye'nin en iyi oyuncusu. Top tekniği iyi, ileri geri iyi çalışıyor, uzaktan şut atabiliyor, etkili ortaları var. Zayıf yönü ise 90 dakika boyunca hücum - defans arası gidiş gelişleri sürdürememesi. Oyunu geniş alanda oynayan takımlarda başarılı olması zor görünüyor.
Hakan Balta: Sadece defansif yönü bulunan ilginç bir bek oyuncusu. Hava toplarında iyi. Hantal ve top tekniği düşük bir futbolcu. Uzaktan şutları fena değil ama yılda 1 golü anca var uzaktan. Hücuma çok destek veremiyor. Sadece savunma yönü gelişmiş bir oyuncu. Zamanında müdahaleleri ve soğuk kanlılığıyla defanst oldukça iyi.
Hamit Altıntop: Gökhan Gönül sağ bek oynadığı için ona pek ihtiyaç kalmıyor bek olarak. Bu nedenle orta sahada görev yapıyor. Gökhan'dan daha yavaş ama uzaktan şutlarda ve ortalarda daha etkili ayrıca Gökhan'dan daha çok koşan bir oyuncu. Ama Gökhan Gönül varken ona gerek kalmıyor.
30 Nisan 2009 Perşembe
Stoper/Defans

Bu yazıda Futbolda defansın ortasında oynayan futbolcuların sahip olması gereken özellikleri ve bu futbolculardan maç sırasında beklenen görevleri inceleyeceğiz.
Öncelikle bu mevkiden oynayacak futbolcuların sahip olması gereken özellikleri sıralayalım:
İyi bir stoperin fiziksel özellikleri bariz bir şekilde (kaleci hariç) diğer takım arkadaşlarından üstün olmalıdır. 1.80'in altındaki boylar eğer oyuncu diğer yönlerini muhteşem şekilde geliştirmemişse tercih edilmez. Günümüz futbolunda da en iyi defans oyuncularının boyları 1.85-2.00m arasında değişmektedir.
İyi bir defans oyuncusu üst vücudun kas yapısı yönünden de takımın diğer oyuncularından farklı olmalıdır. Rakip forvetlerle birebir mücadelede veya onların yanında koşarken dengeyi kaybetmemesinin anahtarı güçlü omuzlar ve yeterli vücut ağılığıdır. Uzun boylu ama çelimsiz bir defans oyuncunuz olduğunu düşünün. Rakibin güçlü forveti karşısında sizce şansı ne kadar olabilirdi? Mesela Peter Crouch'un defans olduğunu farzedelim ve Samuel Eto'o ile omuz omuza mücadeleye girsin, ya da Drogba ya da Ibrahimovic ile. Sizce rakibi karşısında ayakta kalma şansı ne olurdu? Bu yüzden stoperler üst vücut kasları yönünden gelişmiş olmalıdır.
Teknik özelliklerine gelecek olursak;
Bir stoperin top tekniğinin yüksek olması şart değildir. Top tekniği yüksek stoperler de vardır ama seri çalımlarla rakip kaleye akma fırsatları 10 maçta bir anca karşılarına çıkacaklarından böyle bir yetenek şart değildir.
Öte yandan, pas kabiliyeti bir stoper için çok önemlidir. Zira günümüz futbolunda bir stoperin en büyük görevi rakip atakları kesmek değil kendi takımının atağını başlatmaktır. Eğer stoperiniz pas yapamıyorsa kestiği her 3 ataktan 1'i size gol olarak geri dönecektir.
Başarılı bir stoper doğal olarak hava toplarında hakim olmalıdır. Yan toplarda dengeli yükselip topa ilk müdahaleyi mutlak suretle stoper yapmalıdır. Rakip forvete kafa vurma şansı tanıması takımın gol yemesine neden olabilir.
İyi bir stoper asla pozisyonun gidişine kapılıp yerini kaybetmemelidir. Önünde boşta rakip orta saha oyuncusu var diye kendi yanındaki forveti bırakıp koşması emin olun ki takımınızın gol yemesine neden olur ( Servet Çetin). Bu tür stoperlerin futbol zekası çok iyi olmadığı için yanlarındaki diğer stoper de sık sık hata yapar. Savunmada etkinlik asla sağlanamaz.
İyi bir stoper kndi takımının kullandığı köşe vuruşlarında gol tehlikesi yaratabilecek kapasitede olmalıdır. Bunun için hava hakimiyeti yanında, önsezi ve pozisyon alma yeteneğinin de gelişmiş olması gerekir.
Şimdi gelelim stoperlerden maç içerisinde neler beklendiğine.
Stoperler defansın en arkasında oynayan oyuncular olduğundan ofsayt taktiğini gerektiğinde uygulayabilmelidir. Ama asla ofsayt diye düşünüp durmamalıdır.
Stoperler rakip forvetleri durdurmakla görevlidir. Bunun için maç boyunca hırsını koruyabilecek futbolcular stoper olmalıdır. Stoperler her n topa müdahaleye hazır olmalı ama her önüne gelen pozisyonda topa hamle yapmamalıdır. Sadece uygun anı kollayıp hamle yapmalıdır.
Mesela orta sahadan topla gelen rakip oyuncusunun ayağındaki topa müdahale yapmak şart değildir. Onu önünde durup kaleye doğru değil de başya yönlere koşmasını sağlayıp, orta saha oyuncularının desteğini bekleyebilir. Ama rakip forvet oyuncusu ceza sahasına yakın yerdeyse asla şu çekmesine izin vermemeli ne pahasına olursa olsun topu kapmaya çalışmalıdır.
Stoper daime rakiple kendi kalesi arasında durmalı, rakibin kaleyi görmesini engellemelidir.
Stoper mutlaka kaptığı topu etkili bir şekilde orta saha elemanlarına kazandırabilmeli, gerektiğinde uzun toplarla kontra atak yaratabilmelidir.
Stoperlerin genel özellikleri bunlar. Şimdi gelelim günümüzde bu mevkinin en iyi oyuncularına ve özelliklerine:
1-) John Terry: Uzun boyu, güçlü vücudu, üstün liderlik özellikleri, futbol zekası, hava hakimiyetiyle bu mevkide oynayan en iyi futbolcudur.
2-) Rio Ferdinand: Terry'nin milli takımdan arkadaşı olan Ferdinand da neredeyse Terry ile aynı özelliklere sahip bir oyuncu.
3-) Nemanja Vidic
4-)Fabio Cannavaro
5-) Martin Demichelis
6-)Philippe Mexes
7-)Per Mertesacker
8-)Richard Dunne
9-)Phil Jagielka
10-)Carlos Marchena
11-)Gabriel Milito
12-)William Gallas
13-)Kolo Toure
20 Aralık 2008 Cumartesi
En iyi defans hücum yapmaktır!
Futbolu hayatının bir bölümünde az çok takip etmiş herkes bu sözü bilir. Futbolun hücum yönünü övmek için kullanılır genelde. Gol yemek isemiyorsam topu ayağımda tutar, rakibe vermezsem bana gol atamazlar mantığını taşır. Doğru! Ama futbolun defansif yönünü övmektedir aslında.
Futbolda rakipten 1 fazla gol atar maçı kazanırım mantığı uluslararası arenada artık hamallıktan öteye geçememektedir. Günümüzün yenilmez sanılan devleri bu mantık yüzünden sapır sapır dökülmekte. Bunların başında Brezilya ve Hollanda futbolu gelmektedir. Artık futbolun fizik özelliklerine, güce ve defansif kuvvete dayalı yönünü iyi yapamayan takımlar başarılı olamayacaklardır.
Barcelona taraftarları hemen üstüme atlayacaklar, %60-70 topla oynama oranı, maç başına ortalama 3-4 gol, bunlar başarı getirmez mi diye soracaklar. Ancak yine de şunu göz ardı etmemek lazım. Barcelona'yı yenmek aslında zor değil. Adam gibi sert savunma yapan, kontra atağa hızlı çıkabilen takımlar Barcelona'yı yenmekte zorlanmayacaklardır. Günümüzde takımlar top rakipte olacak şekilde etkili olamamaktadırlar. Bu da Barcelona'nın işini biraz kolaylaştırıyor.
Barcelona'nın en büyük avantajı futbolu iki yönde de oynayabilen bir çok futbolcusu olması. Bunların bence en önemlileri Yaya Toure, Daniel Alves ve tartışmasız takımın kilit ismi Xavi. Son El Clasico'ya baktığımızda Messi'nin ağlamaklı gözlerle ortada dolaştığı dakikalarda bile Barcelona'nın oyununun bozulmaması bu oyuncular sayesinde olmaktadır. Henry yedek, Etoo formsuz, Messi oyundan düşmüşken bile Barcelona rahat top oynayabiliyorsa bu kesinlikle bu futbolcular sayesindedir. Barcelona'nın üstün pas istatistikleri de zannımca buradan kaynaklanıyor.
Futbolda rakipten 1 fazla gol atar maçı kazanırım mantığı uluslararası arenada artık hamallıktan öteye geçememektedir. Günümüzün yenilmez sanılan devleri bu mantık yüzünden sapır sapır dökülmekte. Bunların başında Brezilya ve Hollanda futbolu gelmektedir. Artık futbolun fizik özelliklerine, güce ve defansif kuvvete dayalı yönünü iyi yapamayan takımlar başarılı olamayacaklardır.
Barcelona taraftarları hemen üstüme atlayacaklar, %60-70 topla oynama oranı, maç başına ortalama 3-4 gol, bunlar başarı getirmez mi diye soracaklar. Ancak yine de şunu göz ardı etmemek lazım. Barcelona'yı yenmek aslında zor değil. Adam gibi sert savunma yapan, kontra atağa hızlı çıkabilen takımlar Barcelona'yı yenmekte zorlanmayacaklardır. Günümüzde takımlar top rakipte olacak şekilde etkili olamamaktadırlar. Bu da Barcelona'nın işini biraz kolaylaştırıyor.
Barcelona'nın en büyük avantajı futbolu iki yönde de oynayabilen bir çok futbolcusu olması. Bunların bence en önemlileri Yaya Toure, Daniel Alves ve tartışmasız takımın kilit ismi Xavi. Son El Clasico'ya baktığımızda Messi'nin ağlamaklı gözlerle ortada dolaştığı dakikalarda bile Barcelona'nın oyununun bozulmaması bu oyuncular sayesinde olmaktadır. Henry yedek, Etoo formsuz, Messi oyundan düşmüşken bile Barcelona rahat top oynayabiliyorsa bu kesinlikle bu futbolcular sayesindedir. Barcelona'nın üstün pas istatistikleri de zannımca buradan kaynaklanıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



