22 Haziran 2013 Cumartesi

Adam Olacak Çocuk

Fifa U-20 Dünya Kupası açılış gününde Ali Samiyen Spor Kompleksindeydim. İlk maç Gana ile Fransa arasındaydı. Fransa takımının yarısını zaten önceden tanıyorduk fakat Gana'yı izleyip Gana futbolunun geleceği hakkında bilgi sahibi olmak heyecan verici olabilirdi. İlk maç itibariyle turnuvanın en güçlü takımlarından biri olan Fransa'ya karşı oynamaları onlar açısından büyük talihsizlik çünkü gerçek güçlerini göstermeleri zor gibi görünüyor. Turnuva öncesi hakkında bir kaç şey bildiğim tek Ganalı futbolcu 17 numaralı Ebenezer Assifuah'tı. Atletik bir hücumcu olduğunu duymuştum fakat Fransa karşısında oldukça etkisiz kaldı. Belki ABD karşısında kendisini gösterebilir.  Fransa ise Zouma'nın bile yedek kaldığı bir takımla çıktı. İlk 11'leri gördüğümde Zouma'nın yedek kalmasına ne kadar şaşırdıysam da maç içerisinde şaşkınlığım geçti. Mouhamadou Sarr 1.96 boyuyla yerden havadan her topu süpürdü resmen. Ortasahada Geoffrey Kondogbia ve Paul Pogba gibi zaten üst düzey futbolcu statüsüne ulaşmış iki yetenek bu turnuva için çok fazla olduklarını kanıtladılar. Hücum Fransa'nın en etkisiz bölgesi gibi görünse de Yaya Sanogo ve Bahabeck eskiye oranla kendilerini biraz daha geliştirmiş göründüler. Fakat bence maçın gizli kahramanı sol bek Lucas Digne'ydi. Sol kanattan sürekli ileri çıkıp hücuma destek verdi ama arkada da hiçbir zaman boşluk bırakmadı. Gana'nın sağ bekinin ileri çıkmasını da engelledi. Sol bek arayan takımların bu adamın başına üşüşeceğinden şüphem yok.

Maç sonucu: Fransa 3 - Gana 1

Günün ikinci maçında turnuvanın en büyük favorisi olan İspanya ABD ile karşılaştı. ABD için ayrı bir yazı yazacağım fakat burada da belirtmek istiyorum. Ülke futbolu olarak en büyük ivmeyle gelişen takım ABD diyebilirim. 20 yıl önceki halleri ile şu andaki halleri arasında inanılmaz farklar var. Bu nedenle ABD turnuvada merakla beklediğim takımlardan biriydi. Daha önce Michael Bradley gibi çok beğendiğim bir orta saha oyuncusunu çıkartmış bu ülkeden şimdi yeni yeteneklerin çıkması an meselesidir diye düşünüyorum. İspanya ise o çok meşhur Barcelona alt yapısından sadece 1 futbolcuyla geldi turnuvaya. Deulofeu. Daha şimdiden adı Ronaldo ve Messi gibi efsanelerle anılsa da benim açımdan çok umut vaadetmedi. Mesela Pogba, Kondogbia, Sarr gibi adamlara bakınca fiziksel olarak da üst düzey tempoya alışık görünüyorlar. Fakat Deulofeu U-20 düzeyinde bile fiziksel olarak çok zorlanıyor gibi geldi bana. Misal bir Real Madrid - Barcelona maçında Kondogbia, Sarr veya Pogba oynarsa çok sırıtmaz ama Deulofeu çok güçsüz kalırmış gibime geldi. Bunun dışında İspanya'da en beğendiğim iki oyuncu Liverpool'lu Suso ve Real Madridli Jese Rodriguez. Her ikisi de İspanya'nın gelecekteki yıldızları olacaktır. Her ne kadar İspanya karşısında dağılmış olsalar da ABD'de de 2 futbolcu dikkat çekti. ABD'nin tek golünü kaydeden Gil ve orta sahanın ortasında görev yapan Trapp. Gil attığı güzel golle zaten kendini gösterdi ben Trapp'den bahsedeyim biraz. Manchester City'de oynayan Yaya Toure'nin yaptığı işleri yaptı kendisi. Fizik olarak tabii ki o düzeyde değil. Fakat çok müthiş bir saha görüş yeteneği var. Uzun paslarla oyunu kanatlardan sürekli besledi. Sürekli sıkışan arkadaşlarının yanına gelip kısa pas oyunlarına girdi takımını rahatlattı. Çalıma girmedi pek ve risk almadı. Neredeyse hiç top kaybı yapmadı. Hem savunmanın önünde rakip savunmaya bastı hem de kaybedilen top sonrası rakip savunmaya hücum prese destek verdi. Sahanın her yerindeydi. Eğer bir Türkiye liginde bir takım geleceğe yatırım yapmak istiyorsa şansını Trapp'den yana deneyebilir. İnanılmaz bir kondüsyonu var bu çocuğun. Daha ünlenmedi. Colombus Crew forması giyiyor ve 5 yıl içinde büyük ihtimalle Avrupa'da bir takımda kendisini izliyor olacağız. Ama öncesinde yolu Türkiye'ye düşerse (Özellikle Beşiktaş'ın ve Galatasaray'ın çok işine yarar) biz de gelişimini daha yakından görebilmiş oluruz.

Maç Sonucu: İspanya 4 - ABD 1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder